Chapter Text
Adrien öğle arasından önce çıktığı sıkıcı dersten sonra uykulu bir şekilde başını sırasına koyduğunda sınıfta herkesle anlaşabilen çocuk olan Nino'nun omzunu dürtmesiyle yüzünü buruşturarak başını kaldırdı.
"Ne?"
Nino elindeki basket topunu atıp tuttu. "Gelmiyor musun?"
Başını yeniden sıraya gömerken homurdandı. "Hayır..."
"Ahh... Anlaşılan bugün havanda değilsin dostum." dedi ama ona geri cevap vermedi. Tek yapmak istediği biraz gözlerini dinlendirebilmekti.
Ama bunu bile yapamıyordu!
Hışımla ayağa kalktı ve gürültüden geçilmeyen sınıftan çıkmak için kapıya yöneldi. Elindeki makyaj aynasıyla kendine bakan Chloé'ye çarpmaktan kendini zor kurtardı.
"Hey! Önüne baksana Zargana!"
Zargana... Çelimsiz vücudu yüzünden okulun popüler kızı tarafından bu şekilde seslenilmek utanç vericiydi. Sınıftan dışarıya bir adım attığı sırada ağırca sol omzunun üstünden döndü ve şımarık kıza baktı. Kızın belli belirsiz irkilerek önüne dönmesine sessiz bir zaferle gözlerini kısarak karşılık verdi ve sınıftan çıktı.
Sadece sessiz bir yer istiyordu ve bunun için iyi bir yeri vardı. Spor salonunun arka tarafında kalan kısımda okulun yangın merdivenleri bulunuyordu. Orada kimsenin işi olmazdı. Biraz tozlu olsa da tavandan yere kadar uzanan camları sayesinde güzel bir gökyüzü manzarasına sahip sayılırdı ve Adrien'ın okuldaki en rahat aktivitesi merdivene uzanmış bir şekilde gözleri gökyüzünde dolaşırken uykuya dalmaktı.
Tabii ağır kapıyı aralayıp içeriye girdiğinde merdivenin sonunda oturan bir kız beklememişti.
Kızı gördüğü gibi kaşları havalandı. Kırmızı bir gitara sarılmış olduğunu görebiliyordu ve başını sanki birinin omzuna yaslanmış bir şekilde eğik tutuyordu. Onun gözlerinin kapalı olduğunu görünce Adrien kızın uyuduğunu düşündü ve arkasını dönüp saklı yerini ele geçiren bu kızdan uzaklaşmak için kapıyı araladı.
Durdu. Durmak zorunda kaldı çünkü içinde bir yerlerde hissettiği huzursuzluk, kapının kolunu kavramasına izin vermiyordu. Dudaklarını ıslattı ve yeniden kıza baktı. Onun yüzü yabancı değildi, okulda illa ki rastlamış olmalıydı ama tanımıyordu. Onun burada ne yaptığını bile anlayamamıştı ki! Kim gitara sarılıp okulun yangın merdivenlerinde uyurdu ki?
Tamam. Bunu Adrien bir kez yapmıştı ama bu kadar tuhaf görünmediğine emindi.
Kızın gözlerini aralamasıyla olduğu yerde irkildiğini hissetti. Kız başını yavaşça dikleştirdi ve merdivenin ortasından çekilerek kenara kaçtı.
Ona yol veriyordu.
Adrien yutkundu ve hâlâ hissettiği huzursuzlukla bir adım attı. Adımları diğerlerini takip etti ve merdivenleri tırmandı. Sadece bir an sağa dönüp merdivenleri çıkmaya devam etmeyi düşündü ama içindeki dürtülerle birlikte kendini merdiven basamağına otururken buldu.
Kaçamak bakışları kıza dönerken onun zaten kendisine bakıyor olduğu gördü. Onun mavi gözleriyle çakıştığı gibi midesinin kasıldığını hissetti. Hızla bakışlarını kaçırdı ve sarıldığı gitara baktı. Kaşlarının havaya kalkmasının nedeni Gibson elektrogitar görmüş olmasıydı.
Sonra, "Benim de böyle bir gitarım olsa sarılarak uyurdum." diye düşündü.
"Sen kimsin?" Kız bunu sorduğunda sesinin hem yumuşaklığını hem de yorgunluğunu Adrien hissetti.
Bakışlarını yeniden kıza çevirdi. "Adrien..." dediğinde kız birkaç saniye onun yüzüne baktı. Mavi gözlerinin göz bebeklerinin titrediğine Adrien yemin edebilirdi. Zaten... Her an ağlayacakmış gibi bir hâli vardı.
"S-s-sen..." Adrien nefesini tuttu. Niye bu kadar gergin olduğunu kesinlikle çözememişti ama sinir bozucuydu. Sinirli hissediyordu. Eliyle gitarı gösterdi. "Şey için mi ağladın... Şey... Telin kırık olduğu için?"
Kızın gözleri aralandı. Adrien onun gitara daha sıkı sarıldığı gördüğünde tüm dengesinin şaştığını hissetti. Gözlerini kırpıştırarak yeniden onun puslu görünen mavi gözlerine baktı. "Neden düzeltmek yerine ağlıyorsun?"
Kızın dudakları şaşkınlıkla yuvarlak şeklini aldı. "Düzeltilebilir mi?"
Adrien kaşlarını kaldırdı. "Tabii ki-"
"Düzeltebilir misin?" Heyecanla ona yaklaştı. Adrien irkilerek geri çekildi. "Düzeltir misin?" diye yeniden sordu heyecanlı bakışlarıyla.
Adrien kendisini cidden tuhaf hissediyordu.
Bir ona bir de gitara bakarken ayağa kalktı ve bir basamak indi. Kızın hayal kırıklığıyla mırıldandığını duyunca basamakları inmeye devam ederken konuştu. "Bekle, ekipmanlarımı alacağım."
Daha önce okul merdivenlerini bu kadar hızlı çıktığını, sınıfa girişiyle çıkmasının bir olduğu bir gün yaşadığını Adrien hatırlamıyordu. Yeniden yangın merdivenlerine gelinceye kadar nefeslerini toparladı ve kapıyı araladı. Kız hâlâ bıraktığı yerde oturuyordu.
Hiçbir şey söylemeden yanına oturdu ve ondan gitarını aldı. Paslanmış tellerden keserek kurtuldu ve yeni telleri özenle bağladı. Gitarı akor etmek için kucağına aldığında uzun zamandır üzerinde hissettiği bakışlara yeşil gözlerini çevirdi. O kasvetli havasından kurtulmuş, sevinç içinde bakıyordu.
Adrien yine tuhaf hissetti. Akor yapmaya başlamadan önce birkaç saniyeyi onu incelemekle geçirdi. Siyah saçları vardı, düzgün kesilmiş değillerdi ama hoş bir görüntüye sahipti. Kâkülleri de vardı ve yüzüne sevimlilik katmış gibi duruyordu. Gözleri her ne kadar ağlamış görüntüyle yorgun olsa da teninin ay gibi oluşu tüm kusurlarını ötüyor gibiydi. Adrien onun burnuna ve yanaklarına seyrekçe serpiştirilmiş çilleri bile olduğunu öğrene kadar onu bu denli dikkatli incelediğinin farkına varmadı.
Hızla bakışlarını kaçırdı ve gitarın akorlarına döndü. Her saniyede akor anahtarlarını çevirdi ve doğru notalara ulaşana kadar uzun tuttuğu tırnaklarını tellerde gezdirdi. En sonunda doğru sesleri duyduğunda başını kaldırıp yeniden kıza baktı. Ona ne yaptığını bilmiyormuş gibi bakıyordu.
"Al bakalım, Acemi." diyerek gitarı ona uzattı. Gerçekten acemi olduğunu düşünüyordu çünkü kız telleri değiştirme konusunda bilgi sahibi olmadığını merdivende gitara sarılmış bir hâlde hüzünlü duruşuyla Adrien'a göstermiş olmuştu. Gerçekten böyle bir gitarı vardı ve gitar hakkında hiçbir şey bilmiyormuş gibi boş bakışlara sahipti.
Bu kız biraz gizemli gibiydi.
"Sen bunu çalmayı biliyor musun?" diye sordu kız çekingen bir tavırla. İşaret parmağıyla hâlâ Adrien'ın uzattığı gitarı gösteriyordu.
"Evet," dedi ve sonra ne diyeceğini merak ederek kaşlarını kaldırdı. "Ama sen bilmiyor gibisin."
Başını iki yana salladı. "Bilmiyorum." Kurumuş dudaklarını ıslatırken mavileri kaçırdı ve ellerini gerginlikle birleştirdi. Adrien onun tepkilerini dikkatlice izledi. Büzülmüş omuzlar, gergin eller, sıkıntılı yüz ifadesi...
Sol eli gitarın tellerine dayandı. Sağ eli gitarın köprüsüne yaslanırken tek bir sesin yayıldığı bir melodi çıkardı. Kızın olduğu durumdan kurtulup çiçek gibi canlanmasını dudaklarına yapıştırdığı ufak bir tebessümle izledi.
Kız elini sol tarafına bastırırken vücudunu tamamen ondan tarafa çevirdi. "Bana çalmayı öğret lütfen!" Sesi heyecandan titredi. Mavi gözlerinin beyazlığına kılcal damarlar uzanırken hafif bir kızarıklık oturdu.
Adrien birkaç saniyesini onun yüzüne donup kalmış bir şekilde bakmakla harcadı.
Bilmiyordu. Adrien o gün bu kızın kalbine dokunan notayı çaldığını bilmiyordu.
Onun kalp tellerini çaldığından habersizdi.
